En Yeni İçerikler

Süre Tutum Dilekçesi Örneği*2024

Süre Tutum Dilekçesi Nedir?

Süre tutum dilekçesi, yerel mahkeme tarafından aleyhe verilen kararı bir üst mahkemeye taşımak amacıyla verilen dilekçedir. Süre tutum dilekçesi istinaf ya da itiraz kanun yoluna başvurma amacıyla, kararı veren mahkemeye sunulur. Ceza mahkemelerinde tefhim yani kısa kararın yüze karşı okunması ile süreler işlemeye başlar. Ancak kararın gerekçesi hemen yazılamayacağı için ayrıntılı istinaf ya da itiraz dilekçesi mahkemeye sunulamaz. İşte bu sebeple süre tutum dilekçesi mahkemeye sunulur. Buradaki amaç yerel mahkeme tarafından gerekçeli karar yazılana kadar sürenin işlememesi ve süre tutum dilekçesi ile beraber sürenin durmasıdır. Gerekçeli kararın yazılması ile birlikte ayrıntılı istinaf dilekçesi tekrar verilecektir. Her ne kadar süre tutum dilekçesi dense de süre tutum dilekçesi aslında bir istinaf ya da itiraz başvuru dilekçesi niteliğindedir. Aşağıda sizlerin faydalanması için süre tutum dilekçesi örneği yer almaktadır.

Ceza Mahkemesi İstinaf Süre Tutum Dilekçesi Örneği

BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ (..) CEZA DAİRESİ’NE

Gönderilmek Üzere

BURSA (..) AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE

                                DURUŞMA TALEPLİDİR.

DOSYA NO                 :2024/… E. İSTİNAF EDEN SANIK                       : …………… MÜDAFİİ                   : Av. Feyza Hazar Apaydın KONU                       : İstinaf Kanun Yoluna Başvuru Süre Tutum Dilekçemizdir.

AÇIKLAMA                 :

Sayın mahkemenizin 2024/.. E. sayılı dosyasında ../../…. tarihinde müvekkilimiz aleyhine verilen mahkumiyet kararı usul ve yasaya aykırıdır. Bu sebeple tarafımızca istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu gerekli olmuştur. Gerekçeli kararın tarafımıza tebliğinden sonra ayrıntılı istinaf gerekçelerimizi sunmak üzere  süre tutum dilekçemizi sayın mahkemenize sunuyoruz. SONUÇ ve TALEP   : Sayın mahkemenizin gerekçeli kararının tarafımıza tebliğinden sonra ayrıntılı istinaf gerekçelerimizi sunma hakkımızı saklı tutarak, müvekkilimiz hakkında verilen mahkumiyet hükmünün BOZULMASINI saygılarımızla vekaleten talep ederiz…/../….

Sanık Müdafii Av. Feyza Hazar Apaydın (e-imzalıdır)

Ceza Mahkemesi İtiraz Süre Tutum Dilekçesi Örneği

BURSA (..) AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE

Gönderilmek Üzere

BURSA (..) ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO                 :2024/… E. İTİRAZ EDEN SANIK                       : …………… MÜDAFİİ                   : Av. Feyza Hazar Apaydın KONU                       : Müvekkil hakkında verilen mahkumiyet hükmünün ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz kanun yoluna başvuru süre tutum dilekçemizdir.

AÇIKLAMA                 :

Sayın mahkemenizin 2024/.. E. sayılı dosyasında ../../…. tarihinde müvekkilimiz aleyhine verilen mahkumiyet ve sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı usul ve yasaya aykırıdır. Bu sebeple tarafımızca itiraz kanun yoluna başvurma zorunluluğu gerekli olmuştur. Gerekçeli kararın tarafımıza tebliğinden sonra ayrıntılı itiraz gerekçelerimizi sunmak üzere  süre tutum dilekçemizi sayın mahkemenize sunuyoruz. SONUÇ ve TALEP   : Sayın mahkemenizin gerekçeli kararının tarafımıza tebliğinden sonra ayrıntılı itiraz gerekçelerimizi sunma hakkımızı saklı tutarak, müvekkilimiz hakkında verilen mahkumiyet hükmünün ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının İTİRAZEN KALDIRILMASINI ve müvekkil hakkında BERAAT kararı verilmesini saygılarımızla vekaleten talep ederiz…/../….

Sanık Müdafii Av. Feyza Hazar Apaydın (e-imzalıdır)

Ücretli danışmanlık veya avukatlık hizmeti almak için Hazar Hukuk Bürosu ile iletişim kurabilirsiniz.

0537 925 38 39

AVUKAT FEYZA HAZAR

HAZAR HUKUK BÜROSU

Velayetin Değiştirilmesi Dava Dilekçe Örneği*2024

Velayetin Değiştirilmesi Davası Nedir?

Velayetin değiştirilmesi davası; velayet hakkı kendisinde bulunmayan tarafın, velayetin kendisinde bulunduğu tarafa çocuğun menfaatini ve üstün yararını ihlal eden olumsuz koşulların meydana gelmesi sebebiyle açtığı dava türüdür. Velayetin değiştirilmesi davasını açan tarafın velayet davasında olumlu sonuç elde edebilmesi için mutlaka çocuğun üstün yararında ve menfaatinde olumsuz yönde bir değişiklik olması yani çocuğun menfaatini olumsuz yönde etkileyecek koşulların gerçekleşmiş olması gerekmektedir.

Velayetin Değiştirilmesi Dava Dilekçesi Nasıl Yazılır?

Velayetin değiştirilmesi dava dilekçesi nasıl yazılır? sorusu tarafımıza sıklıkla sorulan sorulardan biridir. Velayetin değiştirilmesi davasını avukatsız takip etmek isteyen kişilere ve meslektaşlarımıza yardımcı olabilmek için aşağıda velayetin değiştirilmesi dava dilekçe örneği sunmakla beraber ayrıca velayetin değiştirilmesi dava dilekçesinin nasıl yazıldığından kısaca bahsedeceğiz. İlk olarak görevli ve yetkili mahkeme belirlenir. Ardından -örneğin Bursa (..) Aile Mahkemesi’ne- dilekçenin üst başlığına yazılır. Daha sonra velayetin değiştirilmesini talep eden kişinin yani davacının adı soyadı, T.C kimlik numarası ve adresi belirtilir. Ardından mutlaka davalının adı soyadı, T.C kimlik numarası ve adresi belirtilir. Adresinin belirtilmesi tebligat yapılabilmesi için önem arz etmektedir. Ardından velayetin değiştirilmesi talebinde bulunan taraf, açıklama kısmında müşterek çocuğun kendisinde kalmasının çocuğun üstün yararına ve menfaatine daha uygun olacağına hakimi ikna etmesi gerektiğinden, tüm haklı gerekçelerini velayetin değiştirilmesi dava dilekçesinde açıkça belirtmeli ve detaylıca açıklamalıdır. Deliller kısmında ise tüm deliller belirtildikten sonra netice ve talep kısmı yazılmalıdır. Mahkeme huzurunda tanık dinletilecekse deliller kısmında mutlaka tanık belirtilmelidir.

Velayetin Değiştirilmesi Dava Dilekçesi Yazarken Nelere Dikkat Edilmesi Gerekir?

Velayetin değiştirilmesi davası yani velayet davaları kamu düzenine ilişkin davalardandır. Bu sebeple velayetin değiştirilmesi davalarında re’sen araştırma ilkesi geçerli olup, bu davalarda hakimin geniş bir takdir yetkisi mevcuttur. Bu sebeple velayetin değiştirilmesi dava dilekçe örneği hazırlanırken velayetin değiştirilmesi talebinde bulunacak tarafın, tüm delillerini velayetin değiştirilmesi dava dilekçesinde açıkça belirtmesi önem arz etmektedir. Velayetin değiştirilmesi davasında tanık çok önemli bir delildir. Eğer tanık dinletilecekse velayetin değiştirilmesi dava dilekçesinde muhakkak tanık deliline dayanılması gerekmektedir. Ayrıca velayetin değiştirilmesi talebinde bulunan taraf, müşterek çocuğun kendisinde kalmasının çocuğun üstün yararına ve menfaatine daha uygun olacağına hakimi ikna etmesi gerektiğinden, tüm haklı gerekçelerini velayetin değiştirilmesi dava dilekçesinde açıkça belirtmeli ve detaylıca açıklamalıdır. Velayet davaları, çocuğun üstün yararı ilkesi gözetilerek ilerleyen davalar olduğundan teknik bilgi ve takip gerektirmektedir. Bu sebeple velayetin değiştirilmesi dava dilekçesinin velayet davalarında tecrübe sahibi bir avukat tarafından hazırlanması ve takip edilmesi davanın sonucu açısından önem arz etmektedir. Bu sebeple velayetin değiştirilmesi davalarının velayet davalarında tecrübe sahibi bir avukat ile takip edilmesini önemle belirtmek isteriz. Aşağıda Velayetin Değiştirilmesi Dava Dilekçe Örneği (Velayet Davası Dilekçe Örneği) sunulmuştur.

VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ DAVA DİLEKÇE ÖRNEĞİ

BURSA (..) AİLE MAHKEMESİ’NE

Velayetin Değiştirilmesini
İsteyen Davacı :AAAAAA (T.C:12345678912)
Vekili :Av.Feyza Hazar Apaydın
Reyhan Mah. Mantıcı Cd. Aytı Plaza K:3 D:301-302 Osmangazi/BURSA
Davalı :BBBBBB (T.C:23456789123)
(Adres)
Konu :Müşterek çocuk XXXXXX’in karar verilinceye kadar ivedilikle geçici velayet hakkının davacı müvekkile verilmesini, kararın kesinleşmesiyle birlikte velayet hakkının davalıdan alınarak davacı müvekkile verilmesi talepli dilekçemizdir.
Açıklamalar :
Müvekkil ile davalı BBBBBB, Bursa (..). Aile Mahkemesi’nin ../../2024 tarih, 2024/.. E. ve 2024/… K. sayılı ilamı ile boşanmış ve müşterek çocuk XXXXXX’in velayeti davalı annede bırakılmıştır.
1-MÜVEKKİL İLE DAVALININ EVLENME VE BOŞANMA AŞAMASI;
Müvekkil ile davalı ../../2010 yılında evlenmişlerdir. Bu evlilikten ../../2011 doğumlu XXXXXX isimli kız çocuğu dünyaya gelmiştir.
Müvekkil ve davalı BBBBBB, Bursa (..) Aile Mahkemesi’nin ../../2024 tarih, 2024/.. E. ve 2024/… K. sayılı ilamı ile boşanmış ve müşterek çocuk XXXXXX’in velayeti davalı annede bırakılmıştır.
2-MÜVEKKİL VE DAVALININ BOŞANMASINDAN SONRA YAŞANAN OLAYLAR;
Davalı, boşandıktan sonra müşterek çocuk XXXXXX’in müvekkil ile görüşmesine müsaade etmemiştir ve kişisel ilişki kurulmasını her fırsatta engellemeye çalışmıştır. Davalı, en son müvekkile “seninle mi uğraşacağım be” diyerek müvekkili telefondan engellemiştir.
(Yaşanan farklı olaylar, somut olayın özelliğine göre bu kısımda anlatılabilir.)
3-DAVALININ MÜŞTEREK ÇOCUK ÜZERİNDE PSİKOLOJİK OLARAK OLUMSUZ ETKİ YARATACAK DAVRANIŞLARI;
Davalı, müşterek çocuk XXXXXX üzerinde psikolojik baskı uygulamaktadır. Müşterek çocuk XXXXXX, müvekkile gitmek istediği zamanlarda davalı “babana gidersen beni bir daha göremezsin”, “baban seni sevmiyor ben seni daha çok seviyorum.”, “baban seni sevseydi benden ayrılmazdı.” gibi cümleler kurarak müşterek çocuk üzerinde psikolojik olarak olumsuz etki yaratmaktadır.
(Yaşanan farklı olaylar, somut olayın özelliğine göre bu kısımda anlatılabilir.)
4-DAVALININ MÜŞTEREK ÇOCUĞA SAĞLADIĞI HAYAT ŞARTLARININ YETERSİZLİĞİ;
Davalı, öğretmen olmakla birlikte mesleğini yapmamakta ve ailesi ile beraber aynı evde yaşamaktadır. Davalının maddi olarak imkanları kısıtlı olup ailesinin kendisine sağladığı maddi imkanlar çerçevesinde geçimini sağlamaktadır. Bu sebeple müşterek çocuk, kurslara ve dershanelere gidememekte ve yaşıtlarından geri kalmaktadır. Müvekkil ise doktor olmakla birlikte maddi imkanları iyi olup müşterek çocuk XXXXXX’e sağlayabileceği imkanlar neredeyse sınırsızdır. Ancak davalı, müvekkilin müşterek çocuğa bu imkanları sağlamasına izin dahi vermemektedir. Müvekkil, kızı XXXXXX’i dershaneye yazdırmakta, ancak davalı, müşterek çocuğa “babanın yazdırdığı dershaneye gitmeyeceksin.” demekte ve dershaneye gitmesine müsaade etmemektedir.
(Yaşanan farklı olaylar, somut olayın özelliğine göre bu kısımda anlatılabilir.)
5-DAVALI, MÜŞTEREK ÇOCUKLA İLGİLENMEMEKTE OLUP AYRICA DAVALININ RUH SAĞLIĞI YERİNDE DEĞİLDİR;
Davacı, gün içerisinde müşterek çocukla ilgilenmemekte ve bütün gün evde yatmakta ve zaman zaman ağlama krizleri yaşamaktadır. Müşterek çocuğa ise anneannesi ve dedesi bakmaktadır. Ayrıca davalının ruh sağlığı yerinde değildir ve düzenli olarak psikiyatristin verdiği ilaçları kullanmaktadır. Bu sebeple müşterek çocuğun, davalı ile yaşaması müşterek çocuğu da olumsuz yönde etkilemekle beraber menfaatine ve çocuğun üstün yararı ilkesine uygun düşmemektedir.
(Yaşanan farklı olaylar, somut olayın özelliğine göre bu kısımda anlatılabilir.)
6-MÜŞTEREK ÇOCUK İDRAK ÇAĞINDA OLDUĞUNDAN MAHKEME HUZURUNDA DİNLENMELİDİR;
“Ortak çocuk 2007 doğumlu olup (dava tarihi olan 2017 yılında) idrak çağındadır. Çocuk Hakları Sözleşmesinin Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin, iç hukuk tarafından çocuğun idrak gücüne sahip olduğunun kabul edildiği durumlarda, çocuğa adli merci önündeki kendilerini ilgilendiren davalarda kendi görüşünü ifade etmesine müsaade edilmesini ve yüksek çıkarına açıkça ters düşmediği takdirde ifade ettiği görüşe gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Mahkemece çocuğa görüşünü ifade etmesi olanağı tanınmamıştır. Mahkemece yapılacak iş; ortak çocuk Zeynep Tuana’nın olası sonuçları hakkında bilgilendirilerek velayeti ile ilgili tercihinin sorulması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, çocuğun üstün yararının velayetinin ebeveynlerden hangisine bırakılmasında olduğunun saptanması, hasıl olacak sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Açıklanan hususların üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – Karar: 2017/1180)
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına dair Avrupa Sözleşmesinin ilgili maddeleri, iç hukuk bakımından idrak çağında bulunan çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Dolayısıyla idrak çağında olan müşterek çocuk XXXXXX’in anne ve babasının etkisi altında kalmaksızın mahkeme huzurunda dinlenmesini ve görüşünün alınmasını sayın mahkemenizden talep ediyoruz.
7-DAVALI, MÜŞTEREK ÇOCUĞA FİZİKSEL ŞİDDET UYGULAMAKTADIR;
Davacı, müşterek çocuğa fiziksel şiddet uygulamaktadır. Müşterek çocuk, müvekkilimize bu durumu anlatmış olup müvekkilimiz, durumdan bu şekilde haberdar olmuştur. Müvekkilimiz, davalının yakın çevresinde müşterek çocuğa uygulanan fiziksel şiddet olup olmadığı konusunda detaylı bir araştırma yapmış olup davalının bir yakınının bu fiziksel şiddete şahit olduğunu öğrenmiştir. Bu tanık tarafımızca sayın mahkemenizde dinletilecek olup davalının müşterek çocuğa fiziksel şiddet uyguladığı hususu tarafımızca ispatlanacaktır.
8-VELAYET TALEBİMİZ;
Dilekçemizin içeriğinden ve sunmuş olduğumuz delillerin tamamından anlaşılacağı üzere davalı BBBBBB, müvekkile olan kinini, çocuk üzerinden müvekkile karşı kullanmakta ve buna bağlı olarak müşterek çocuk XXXXXX’in psikolojisini olumsuz yönde etkilemektedir. İş bu davanın açılmasıyla birlikte XXXXXX, davalı annesinin kendisine uyguladığı psikolojik ve fiziksel şiddet içeren olayları müvekkile anlattığının davalı tarafından öğrenilmesi kaçınılmazdır. Hali hazırda XXXXXX’e pek çok kez psikolojik ve fiziksel şiddet uygulayan davalının bu noktadan sonra XXXXXX’i daha da çok baskılayacağı ve yüksek ihtimalle psikolojisinde geri dönüşü olmayan izler bırakacağı açıktır. Bu sebeplerle dava sürecinin daha sağlıklı yürütülebilmesi ve çocuğun üstün yararının korunabilmesi için, velayetin dava süresince geçici olarak müvekkil babaya verilmesini talep etmekteyiz. Aksi halde XXXXXX, davalıdan süreç boyunca psikolojik ve fiziksel şiddet görmeye devam edecek, bu durum hem yargılamayı hem de XXXXXX’i olumsuz yönde etkileyecektir. Tüm bu sebeplerle karar verilinceye kadar müşterek çocuk XXXXXX’in VELAYETİNİN GEÇİCİ OLARAK MÜVEKKİLE VERİLMESİNİ, kararın kesinleşmesiyle birlikte müşterek çocuk XXXXXX’in VELAYETİNİN DAVACI MÜVEKKİLE VERİLMESİNİ SAYGILARIMIZLA TALEP EDİYORUZ.
Hukuki Nedenler :TMK, HMK ve yasal mevzuat.
  Hukuki Deliller :Karşı tarafın bildirdiği delillere karşı delil bildirme hakkımızın saklı kalması kaydıyla; 1-Tarafların aile nüfus kayıt örnekleri (celbi gerekir) 2-Bursa (..) Aile Mahkemesi 2024/.. E. ve 2024/… K. sayılı ilamı 3-Tanık beyanları (bilgileri daha sonra sunulacaktır) 4-Bilirkişi incelemesi 5-Sosyo- ekonomik durum araştırması 6-Watsapp konuşmaları 7-Ses kayıtları 8-Fotoğraflar ve videolar (Mahkemenize fiziki olarak sunulacaktır.) 9-Sair her türlü yasal delil. Sonuç ve İstem : •Müşterek çocuk XXXXXX’in dava aşamasında GEÇİCİ VELAYET HAKKININ TEDBİREN ve İVEDİLİKLE DAVACI MÜVEKKİLE VERİLMESİNE, •Kararın kesinleşmesiyle beraber VELAYET HAKKININ DAVALIDAN ALINARAK DAVACI MÜVEKKİLE VERİLMESİNE, •Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini sayın mahkemenizden vekaleten saygıyla arz ve talep ederiz../../2024

Davacı Vekili Av. Feyza Hazar Apaydın (e-imzalıdır)

SIK SORULAN SORULAR

Velayet davası nerede açılır? Velayetin değiştirilmesi davası çekişmesiz yargı işi olduğundan kanunda aksine bir hüküm olmadıkça taraflardan birinin oturduğu yer mahkemesinde açılmaktadır. Velayet davası ne kadar sürer? (Velayet davası ne kadar sürede sonuçlanır?) Velayet davaları, davanın açıldığı ilin mahkemesinin yoğunluğuna göre değişmektedir. Örneğin Bursa’da velayetin değiştirilmesi davası 1-1,5 yılda sonuçlanırken İstanbul’da velayetin değiştirilmesi davası 1,5-2 yılda sonuçlanabilmektedir. Velayet davasında hakim neye göre karar verir? Velayetin değiştirilmesi davaları kamu düzenine ilişkin olduğundan hakimin re’sen araştırma ilkesi gereğince geniş bir takdir yetkisi mevcuttur. Hakim, velayetin değiştirilmesi davalarında karar verirken “çocuğun üstün yararı” ilkesini göz önünde bulundurarak çocuğun menfaatine en uygun düşecek kararı verir. Velayet davası hangi mahkemede açılır? Velayetin değiştirilmesini talep eden taraf, Aile Mahkemelerine başvurmalıdır. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerde görevli mahkeme Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemeleri olacaktır. Velayet davası nasıl açılır? Velayet davası, velayet talepli dava dilekçesi ile birlikte gerekli harç ve masrafların ödenmesi suretiyle adliyenin tevzi bürosundan açılabilir. Ücretli danışmanlık veya avukatlık hizmeti almak için Hazar Hukuk Bürosu ile iletişim kurabilirsiniz. Avukat Feyza Hazar Bursa’da müvekkillerine velayet davalarında avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir.

0537 925 38 39

AVUKAT FEYZA HAZAR

HAZAR HUKUK BÜROSU

 

Boşanma Davasında Nafaka Türleri Nelerdir?

Nafaka, en kısa deyimle maddi gücü zayıf eşin ihtiyaçlarını devam ettirebilmek için boşanma sonucunda ya da boşanma sürecinde mahkeme kararıyla maddi durumu daha güçlü olan eşten aldığı paradır. Nafaka, yasa gereği haczedilemez ve zamanaşımına uğramaz bu sebeple nafaka yükümlüsünden birikmiş nafaka miktarı her zaman mahkemeye başvurarak talep edilebilir. Bu makalemizde boşanma davasında nafaka türlerini ve hangi şartlarda bu nafakaya hükmedilebileceğini detaylıca açıklayacağız. TMK’da nafaka türleri; yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, tedbir nafakası, yardım nafakası olarak 4’e ayrılmaktadır.

Nafaka Türleri Nelerdir ve Hangi Şartlarda Nafakaya Hükmedilir?

TMK’da boşanma davasında nafaka türleri; yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, tedbir nafakası, yardım nafakası olarak 4’e ayrılmaktadır. Boşanma davasında nafaka türlerini ve hangi şartlarda bu nafakaya hükmedileceğini aşağıda sırasıyla inceleyeceğiz.

Yoksulluk Nafakası Nedir?

Boşanma kararının kesinleşmesiyle beraber boşanma sebebiyle yoksulluğa düşecek tarafa, boşanmada kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, diğer tarafça süresiz olarak ödenen nafaka türüne yoksulluk nafakası adı verilmektedir. Yoksulluk nafakasında kusur, önemli bir faktördür. Burada kusur oranını belirleyecek kişi hakimdir. Tarafların eşit kusurlu olması ya da nafaka borçlusunun (diğer tarafın) hiç kusurunun olmaması durumunda dahi hakim yoksulluk nafakasına hükmeder.

Hakimin, taraflardan birini boşanma sonucunda yoksulluk nafakasına hükmedebilmesi için belli şartların oluşmuş olması gerekmektedir;

  • Yoksulluğa düşecek olan taraf yoksulluk nafakası talep ettiğine dair istemde bulunmalıdır.
  • Yoksulluk nafakası talebinde bulunan tarafın kusuru, diğer tarafın kusurundan ağır olmaması gerekir. Buna karşılık nafaka yükümlüsünün kusurlu olması şartı aranmaz.
  • Yoksulluk nafakası talebinde bulunan taraf, boşanma yüzünden yoksulluğa düşme tehlikesiyle karşı karşıya olmalıdır.
  • Nafaka talebinin miktarı nafaka yükümlüsünün mali gücüyle doğru orantılı olmalıdır.

Bu şartlar oluştuğu takdirde hakim, yoksulluğa düşecek olan tarafın yoksulluk nafakası talebinin kabulüne karar verecektir. Boşanma davasında yoksulluk nafakası maddi gücü zayıf olan tarafı etkileyeceği için boşanma davası sürecinin boşanma davalarında tecrübeli bir avukat ile takip edilmesi önem arz etmektedir.

İştirak Nafakası Nedir?

Boşanma kararının kesinleşmesiyle beraber velayet hakkını alan eşin velayet hakkına sahip olmayan eşten; çocuğun eğitim, sağlık, barınma, giyim v.b her türlü ihtiyacını karşılamak için aldığı nafaka türüne iştirak nafakası adı verilmektedir. Boşanan eşlerden velayet kendisinde kalmayan eş, maddi imkanları doğrultusunda iştirak nafakası miktarını karşılamakla yükümlüdür.

İştirak nafakası; velayeti alan eş tarafından talep edilmemiş olsa dahi hakim, velayet kendisine verilmemiş olan tarafı kendiliğinden (re’sen) iştirak nafakasına hükmetmekle yükümlüdür. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, yani mali gücü oranında, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür.

Tedbir Nafakası Nedir?

Boşanma davası sürecinde maddi gücü zayıf olan eşin ve çocuğun, temel ihtiyaçlarını gidermeleri için maddi gücü daha iyi olan eşten talep ettiği nafaka türüne tedbir nafakası adı verilmektedir. Hakim maddi gücü olmayan taraf lehine tedbir nafakasına hükmetmek için boşanma davası sürecinde diğer tarafın kusurunu aramaz ve bu aşamada maddi gücü olmayan taraf lehine tedbir nafakasına hükmeder. Tedbir nafakası aslında boşanma davası devam ederken tarafların maddi olarak zorluğa düşmesini önlemek amacıyla mahkemece alınan geçici bir tedbirdir. Boşanma kararının kesinleşmesi ile birlikte tedbir nafakası sona erer.

Yardım Nafakası Nedir?

Bu nafaka türünün boşanma davası ile bir ilgisi yoktur. Bir kişinin, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan altsoy, üstsoy ya da kardeşlerine ödediği nafaka türüdür.

Ücretli danışmanlık veya avukatlık hizmeti almak için Hazar Hukuk Bürosu ile iletişim kurabilirsiniz. Avukat Feyza Hazar Bursa’da müvekkillerine boşanma davalarında avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir.

0537 925 3839

AVUKAT FEYZA HAZAR

HAZAR HUKUK BÜROSU

 

 

Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?*2024

Müvekkillerimizden tarafımıza sıklıkla sorulan sorulardan birisi de boşanma davası ne kadar sürer? sorusudur. Açılacak olan boşanma davasının ne kadar süreceğini belirleyen temel husus boşanma davasının türüdür. Boşanma davaları tür olarak anlaşmalı boşanma davası ve çekişmeli boşanma davası olarak 2’ye ayrılmaktadır. Anlaşmalı boşanma davaları çok kısa sürelerde sonuçlanırken çekişmeli boşanma davaları uzun yıllar sürebilmektedir. Aşağıda ayrıntılı olarak boşanma davalarının türüne göre ne kadar sürebileceğine değineceğiz.

Çekişmeli Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Taraflardan biri boşanmak istiyor diğeri istemiyor ise ya da taraflar boşanmanın hukuki sonuçlarında anlaşamıyor ise (nafaka, velayet, tazminat, mal rejimi v.b) açılacak davanın türü çekişmeli boşanma davasıdır. Müvekkillerimiz tarafımıza sıklıkla çekişmeli boşanma davası ne kadar sürer? sorusunu sormaktadır. Şöyle ki çekişmeli boşanma davaları anlaşmalı boşanma davalarına kıyasla çok daha uzun sürmektedir. Çekişmeli boşanma davasının hangi ilde açıldığına göre boşanma davasının ne kadar süreceği değişkenlik gösterebilir. Örneğin Bursa’da açılacak bir çekişmeli boşanma davası ortalama 1-1,5 yıl arası sürmekteyken bu süre İstanbul’da açılacak bir çekişmeli boşanma davasında 1,5-2 yılı bulabilir. Bunun sebebi ise İstanbul’daki boşanma davaları yoğunluğunun Bursa’da boşanma davaları yoğunluğuna kıyasla daha fazla olmasıdır.

Anlaşmalı Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Tarafların nafaka, velayet, mal rejimi, maddi ve manevi tazminat gibi konularda kendi aralarında anlaşarak, anlaştıkları hususları anlaşmalı boşanma protokolünde düzenledikleri ve dava dilekçesiyle birlikte mahkemeye sunmak suretiyle açmış oldukları dava türüne anlaşmalı boşanma davası denir. Müvekkillerimiz tarafımıza sıklıkla anlaşmalı boşanma davası ne kadar sürer? sorusunu sormaktadır. Şöyle ki anlaşmalı boşanma davaları çekişmeli boşanma davalarına kıyasla çok daha kısa sürmektedir. Anlaşmalı boşanma davası, tarafların boşanmanın sonuçlarına ilişkin tüm hususlarda anlaşmalarından dolayı genellikle tek celsede sonra ermektedir. Anlaşmalı boşanma davası genellikle 1-1,5 ay gibi kısa bir sürede sonuçlanmaktadır.  Ancak bu süreç bir avukat ile takip edildiği takdirde 10 gün kadar kısa sürede sonuçlanabilmektedir. Anlaşmalı boşanma davasının hangi ilde açıldığına göre anlaşmalı boşanma davasının ne kadar süreceği değişkenlik gösterebilir. Örneğin Bursa’da açılacak bir anlaşmalı boşanma davası ortalama 1-1,5 ay arası sürmekteyken bu süre İstanbul’da açılacak bir anlaşmalı boşanma davasında 1,5-2 ayı bulabilir. Bunun sebebi ise İstanbul’daki boşanma davaları yoğunluğunun Bursa’da boşanma davaları yoğunluğuna kıyasla daha fazla olmasıdır. Ancak yukarıda da söylediğimiz gibi anlaşmalı boşanma süreci; boşanma davaları ile ilgilenen bir avukat ile takip edildiği durumlarda anlaşmalı boşanma davaları 10 gün kadar kısa bir sürede sonuçlanabilmektedir. Sonuç olarak, boşanma davalarının süresi, boşanma davasının türüne ve boşanma davasının açıldığı ilin ya da ilçenin yoğunluğuna bağlı olarak değişebilir. Anlaşmalı boşanma davaları çekişmeli boşanma davalarına göre çok daha hızlı sonuçlanır ve boşanma davalarında tecrübe sahibi bir avukatın profesyonel rehberliği bu süreci daha da hızlandırabilir. Ücretli danışmanlık veya avukatlık hizmeti almak için Hazar Hukuk Bürosu ile iletişim kurabilirsiniz. Avukat Feyza Hazar Bursa’da müvekkillerine boşanma davalarında avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir.

0537 925 38 39

AVUKAT FEYZA HAZAR

HAZAR HUKUK BÜROSU

Boşanma Davasını Kim Açarsa Avantajlı Olur?

Müvekkillerimizle ilk görüşme sırasında tarafımıza sorulan en önemli sorulardan biri de boşanma davasını kim açarsa avantajlı olur? sorusudur. Müvekkillerimiz boşanma davasını ilk kendisinin açması halinde eşine karşı avantaj elde edip etmeyeceği sorusunu biz avukatlara sıklıkla sormaktadırlar. Bu makalemizde boşanma davasını ilk açan tarafın diğer tarafa kıyasla avantaj elde edip etmeyeceği sorusunun cevabını detaylıca açıklayacağız.

Boşanma Davasını İlk Kim Açarsa Avantajlı Olur?

Boşanma davasını ilk açan tarafın daha avantajlı olduğuna yönelik halk arasında yanlış bir bilgi kirliliği mevcuttur. Boşanma davasını açan ilk kişi diğer taraftan daha avantajlı değildir. Çünkü boşanma davasında hakim tarafından değerlendirilecek en önemli kriter ”kusur” dur. Davacı taraf, davasını dayandırdığı boşanma sebebinde davalı tarafın kusurlu olduğunu ispat etmekle yükümlüdür. Davacı taraf, davalı tarafın kusurunu ispat edemediği takdirde açmış olduğu boşanma davası hakim tarafından reddedilir. Sonuç olarak boşanma davasında taraflar ileri sürmüş oldukları iddialarını ispatlamakla yükümlüdürler. Boşanma davasında önemli olan şey davanın süreci ve sonucudur. Davayı ilk kimin açtığının bir önemi ya da davayı ilk açanın bir avantajı yoktur. Çünkü davayı açan tarafın dava dilekçesi davalıya tebliğ edildiğinde davalının bu davaya cevap hakkı olmakla birlikte aynı zamanda şartları oluştuğu takdirde karşı dava açma hakkı da vardır. Kısaca boşanma davasını kim açarsa avantajlı olur? sorusunun cevabı davayı ilk açan tarafın diğer tarafa kıyasla elde edeceği bir avantajı olmadığıdır.

Anlaşmalı Boşanma Davasında Davayı Kim Açmalıdır?

Anlaşmalı boşanma; tarafların boşanmanın tüm şartlarında anlaşarak, bu şartları bir anlaşmalı boşanma protokolü ile düzenlemeleri ile mahkemeye başvurarak açtıkları boşanma davası türüdür. Anlaşmalı boşanma davasında taraflar boşanmanın tüm sonuçlarında anlaştıkları için hakim işin esasına girmeyeceği ve kusur araştırması yapmayacağı için anlaşmalı boşanma davasında davayı kim açarsa avantajlı olur? sorusunun cevabı davayı açan tarafın hiçbir öneminin olmadığı olacaktır. Bu sebeple anlaşmalı boşanma davasında çekişmeli boşanma davasının aksine davayı kimin açtığının hiçbir önemi yoktur.

Çekişmeli Boşanma Davasında Davayı Kadın Açarsa Avantaj Elde Eder Mi?

Yukarıdaki paragrafta boşanma davasını kim açarsa avantajlı olur? sorusunu cevapladık ve boşanma davasını ilk açan tarafın usul açısından herhangi bir avantaj elde etmeyeceğini belirttik. Bu kapsamda boşanma davasını ilk açan tarafın diğer tarafa kıyasla usulen elde edeceği bir avantaj yoktur. Ancak ülkemizde boşanma davalarında Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen yasalar gereği kadın, yasalar önünde daha fazla korunmaktadır. Her ne kadar usulen boşanma davasını ilk açan tarafın diğerine kıyasla bir avantajı olmasa da boşanma davasında kadınlara tanınan hakların kullanımı açısından kadının boşanma davasını ilk açan taraf olması boşanma davası sürecinde elde edebileceği haklarına daha hızlı kavuşmasını sağlar. Örneğin boşanma davasında kadınların haklarından bazıları; kadının tedbir nafakası isteme hakkı, müşterek çocuk varsa kadının müşterek çocuk için tedbiren iştirak nafakası isteme hakkı, kadının ortak yaşanan konutun kendisine tahsis edilmesini isteme hakkı, kadının 6284 sayılı yasa gereği uzaklaştırma ve koruma kararı talep etme hakkı gibi hakları mevcuttur. Kadın çekişmeli boşanma davasını açarken dava dilekçesinde bu hakları talep edebilir ve henüz davanın esasına geçilmeden önce hakim tarafından kadına bu haklar sağlanabilir. Çekişmeli boşanma davasını açan tarafın kadın değil erkek olması durumunda kadın bu haklarına yine kavuşabilir ancak davayı kendisinin açması durumundaki kadar hızlı kavuşamaz. Bu sebeple çekişmeli boşanma ihtimali olan kadınlara boşanma davası sürecinde elde edebileceği haklarına daha hızlı kavuşabilmeleri için çekişmeli boşanma davasını ilk kendilerinin açmasını tavsiye ederiz. Boşanma davasında kadınların haklarına ilişkin makalemizi okumak için tıklayabilirsiniz.

Boşanma Davasını İlk Kim Açmalı?

Boşanma davasını ilk kim açmalı? , boşanma davasını ilk açtığımda avantaj elde edebilir miyim?, boşanma davasını kim açarsa avantajlı olur? sorusuna cevap arıyorsanız boşanma davasında haklarınızı öğrenmek için bir boşanma avukatından tavsiye ve danışmanlık almanızı tavsiye ederiz. Özellikle şiddet gören ve boşanma davasında uzaklaştırma ve koruma kararı talep edecek kadınların bir boşanma avukatının hukuki desteğine başvurması oldukça önemlidir. Hazar Hukuk Bürosu olarak boşanma davalarına ilişkin tüm hukuki süreci yönetmekteyiz. Ücretli danışmanlık veya avukatlık hizmeti almak için Hazar Hukuk Bürosu ile iletişim kurabilirsiniz. Avukat Feyza Hazar Bursa’da müvekkillerine boşanma davalarında avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir.

0537 925 38 39

AVUKAT FEYZA HAZAR

HAZAR HUKUK BÜROSU

 

Kadın Boşanma Davası Açarsa Erkek Kabul Etmezse Ne Olur?

Müvekkillerimizden tarafımıza sıklıkla gelen sorulardan biri de kadın boşanma davası açar erkek kabul etmezse ne olur? sorusudur. Bu yazımızda kadının boşanma davası açıp erkeğin boşanmak istememesi, kadının boşanma davası açıp erkeğin boşanma davasını kabul etmemesi hallerinde ortaya çıkabilecek hukuki sonuçları anlatacağız. Tarafların büyük hayallerle kurdukları evlilik birliği ne yazık ki her zaman istedikleri gibi gitmeyebilir. Ya da taraflardan biri için evlilik birliği istediği şekilde devam ederken bir diğeri için istediği şekilde devam etmiyor olabilir. Bu durumda evlilik birliğini devam ettirmek istemeyen taraf diğer tarafa boşanma talebini ilettiğinde diğer taraf boşanmak istemeyebilir. Bunun sonucunda taraflar boşanma konusunda anlaşma sağlayamadıkları takdirde açılacak boşanma davası türü çekişmeli boşanma davası olacaktır.

Kadın Boşanma Davası Açarsa Erkek Kabul Etmezse Ne Olur?

Boşanma davası tür olarak çekişmeli boşanma davası ve anlaşmalı boşanma davası olarak ikiye ayrılmaktadır. Kadının boşanmak istediği ancak erkeğin boşanmak istemediği durumda kadının açacağı boşanma davasının türü çekişmeli boşanma davası olacaktır. Kadın çekişmeli boşanma davası açarsa erkek kabul etmezse bu durumun hakim tarafından hiçbir hukuki bağlayıcılığı yoktur. Çekişmeli boşanma davasında önem arz eden temel unsur kadının TMK’da sayılmış olan boşanma sebeplerinden birinin varlığını ve erkeğin kusurunu ispat edebilmesidir. TMK’da sayılan boşanma sebeplerinden birinin varlığı ve erkeğin kusuru kadın tarafından ispat edilebildiği takdirde erkek boşanmak istemese bile hakim boşanma kararı verecektir. Bu sebeple kadın boşanma davası açarsa erkek kabul etmezse ne olur? sorusuna vereceğimiz cevap; boşanma sebeplerinin varlığı ve erkeğin kusuru boşanma davası sürecinde kadın tarafından ispat edildiği takdirde erkek boşanmak istemese dahi hakim boşanma kararı verecektir.

Kadın Boşanma Davası Açarsa Erkek Kabul Etmezse Boşanma Davası Reddedilir Mi?

Kadın boşanma davası açarsa erkek kabul etmezse ve boşanmak istemediğini söylerse hakim tarafından boşanma davası reddedilmez ve davaya devam edilir. Erkek boşanmak istemediğini ve eşini sevdiğini söylemesi durumunda dahi çekişmeli olarak açılan boşanma davası devam eder. Yukarıdaki paragrafta açıkladığımız gibi TMK’da yer alan boşanma sebeplerinden birinin varlığı ve erkeğin kusuru kadın tarafından boşanma davası sürecinde ispat edildiği takdirde erkek boşanmak istemese dahi hakim boşanma kararı verecektir. Erkeğin boşanma davasını kabul etmemesi boşanma davasının sonucunu değiştirmemekle birlikte sadece boşanma davasının süresini uzatabilir. Ancak, kadın TMK’da sayılan boşanma sebeplerinden birinin varlığını ve erkeğin kusurunu ispat edemezse bu durumda boşanma davası hakim tarafından reddedilecektir. Bu durumda boşanma davası açmayı düşünen kadının boşanma davası sürecini boşanma avukatı ile takip etmesinde fayda vardır. Çünkü kadının açtığı boşanma davasında erkek boşanmak istemez ve kadın, erkeğin kusurunu ispatlayamazsa boşanma davası hakim tarafından reddedilir ve bu durum kadın için geri dönülemez hak kayıplarına sebebiyet verebilir.

Kadın Boşanma Davası Açar Erkek Kabul Etmezse Kadın Nafaka Alabilir Mi?

Kadın boşanma davası açar erkek kabul etmezse kadın nafaka alabilir mi? sorusu müvekkillerimizden yine sık duyduğumuz sorulardandır. Kadın boşanma davası açar erkek kabul etmezse, kadınlar genellikle nafaka alamayacağını düşünerek boşanma davası sürecinde maddi kaygılar güderek boşanma davası açmaktan vazgeçmeyi dahi düşünmektedirler. Ancak kadının boşanma davası sürecinde alacağı nafakanın erkeğin davayı kabul etmesi ya da etmemesi ile hiçbir ilgisi yoktur. Kadının boşanma davası süresince alacağı nafakanın türü tedbir nafakasıdır. Boşanma davasının sonuçlanması ile alacağı nafakanın türü ise yoksulluk nafakasıdır. Kadın lehine hükmedilecek her iki nafaka türü için de hakimin göz önünde bulundurduğu temel kriter kadının dava sürecinde ve dava sonucunda yoksulluğa düşme tehlikesinin bulunmasıdır. Bu durumda hakim kadın lehine nafakaya hükmedecektir. Ancak şu durum da unutulmamalıdır ki kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi için dava sonucunda kadının kusuru erkeğin kusurundan fazla olmamalıdır. Kadının kusurunun erkeğin kusurundan fazla olması durumunda hakim kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmetmeyecektir. Ancak bu durum boşanma davası sürecinde geçerli değildir. Boşanma davası sürecinde tarafların kusur oranları belirlenmeksizin kadının yoksulluğa düşme tehlikesi varsa hakim kadın lehine tedbir nafakasına hükmedilmesine ilişkin karar verecektir. Her iki durumda da nafakanın miktarı erkeğin ve kadının ekonomik durumuna göre belirlenecektir. Kısacası kadın boşanma davası açar erkek kabul etmezse dahi şartlar oluştuğu takdirde kadın nafaka alabilir. Erkeğin boşanma davasını kabul etmemesinin kadın lehine hükmedilecek nafaka kararı ile hiçbir bağlantısı yoktur.
kadın boşanma davası açar erkek boşanmak istemezse
Kadın boşanma davası açar erkek kabul etmezse

Kadın Boşanma Davası Açar Erkek Kabul Etmezse Dava Uzar Mı?

Tarafların boşanma konusunda ve boşanmanın sonuçlarında anlaşmaları durumunda açılacak dava türü anlaşmalı boşanma davasıdır. Ancak tarafların boşanma konusunda anlaşamamaları durumunda açılacak dava çekişmeli boşanma davasıdır. Kadın boşanma davası açar erkek kabul etmezse boşanma davası türü çekişmeli boşanma davası olacağından anlaşmalı boşanma davası ile kıyaslandığında süreç daha uzun olacaktır. Ancak dava sonucunda kadın, TMK’da sayılan boşanma sebeplerinden birinin varlığını ve erkeğin kusurunu ispatladığı takdirde hakim boşanma kararı verecektir.

Erkek Boşanma Davasına Gelmezse Ne Olur?

Boşanma davasını açan tarafın davayı takip etme zorunluluğu vardır. Örneğin boşanma davasını açan taraf kadınsa ve davayı boşanma avukatı ile takip etmiyorsa bizzat kendisi boşanma davasını takip etmek zorundadır. Boşanma davasını açan taraf boşanma davasını takip etmediği ve duruşmaya katılmadığı durumda hakim düşme kararı verecektir. Ancak davalı için durum aynı değildir. Davalı, usulüne uygun yapılan tebligata rağmen boşanma davasının duruşmalarına katılmadığı durumda hakim düşme kararı vermez ve boşanma davası davalının yokluğunda devam eder. Davalı taraf yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez. Kısacası boşanma davasında erkek boşanma davasına gelmezse, davacı kadın boşanma davasını devam ettirdiği sürece boşanma davası devam eder ve davalı erkek duruşma sırasında yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.

Eşlerden Biri Boşanmak İstemiyorsa Dava Nasıl İlerler?

Eşlerden biri boşanmak istemiyorsa boşanma davası çekişmeli olarak açılacaktır ya da devam edecektir. Eşlerden biri boşanmak istemediği takdirde boşanmak istemeyen taraf bazen boşanma davasının reddedileceği ve boşanmayacağı düşüncesine kapılmaktadır. Bu da çoğu zaman davalı konumdaki eş olmaktadır. Ancak bu doğru değildir. Eşlerden biri boşanmak istemez ve boşanmak istemediğini mahkeme huzurunda dile getirse dahi boşanma davası, davacı davasına devam ettiği sürece devam edecektir. Boşanmak isteyen taraf TMK’da sayılan boşanma sebeplerinden birinin varlığını ve diğer tarafın kusurunu delillerini ve tanıklarını ortaya koyarak ispatladığı takdirde hakim boşanma kararı verecektir. Kısacası eşlerden biri boşanmak istemiyorsa dahi davacı davasına devam ettiği sürece boşanma davası devam edecek ve neticede sonuçlanacaktır.

Kadının Boşanma Davasında Hakları Nelerdir?

Kadının boşanma davasında talep edebileceği bir çok hakkı vardır.  Kadın boşanma davası açarsa ve erkek kabul etmezse bu durum, kadının mahkemeden talep edebileceği hiçbir hakkını kısıtlamaz. Kadının boşanma davasında talep edebileceği hakları şu şekilde sıralayabiliriz;
  • Kadın, ziynet eşyalarına yönelik hak talebinde bulunabilir.
  • Kadın, evlilik birliği içerisinde edinilmiş mallara ilişkin hak talebinde bulunabilir.
  • Kadın, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilir.
  • Kadın, boşanmak istediği eşi ile olan müşterek çocuğunun bakım ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek için iştirak nafakası talebinde bulunabilir.
  • Kadın, boşanmak istediği eşinden kendi geçimini sağlamak için yoksulluk nafakası talebinde bulunabilir.
  • Kadın, boşanma davası sürecinde maddi olarak hayatını devam ettirebilmek için kendisi ve müşterek çocuğu için tedbir nafakası talebinde bulunabilir.
  • Kadın, boşanmak istediği eşinden olan müşterek çocuk için velayet talebinde bulunabilir.
  • Kadın, ev eşyalarına ve çeyizlerine ilişkin hak talebinde bulunabilir.
  • Kadın, ortak konutun kendisine tahsis edilmesine ilişkin talepte bulunabilir.
  • Kadın, 6284 sayılı kanundan kaynaklanan koruyucu tedbirlerin uygulanması talebinde bulunabilir.
Boşanma davasında kadınların hakları nelerdir? konulu ayrıntılı yazımızı linke tıklayarak okuyabilirsiniz. Ücretli danışmanlık veya avukatlık hizmeti almak için Hazar Hukuk Bürosu ile iletişim kurabilirsiniz. Avukat Feyza Hazar Bursa’da müvekkillerine boşanma davalarında avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermektedir.

0537 925 38 39

AVUKAT FEYZA HAZAR

HAZAR HUKUK BÜROSU